Gerçekten ‘Dinliyor’ muyuz yoksa konuşacaklarımızın provasını mı yapıyoruz?

Gerçekten ‘Dinliyor’ muyuz yoksa konuşacaklarımızın provasını mı yapıyoruz?
Hadi itiraf edelim gerçekten dinliyor muyuz yoksa karşımızdaki konuşurken biz vereceğimiz yanıtların provasını mı yapıyoruz.
İtiraf ediyorum benim sıkça başıma geldi.
Bir hazır cevap olma hali, bir ‘benimde bu konuda deneyimim var’ı gösterme hali içerisine düşmek diyorum bu duruma.
 
Peki No’luyor burada?
Ne oluyor da bu iletişimsizlik tuzağına düşüyoruz.
İki farklı açıdan bakalım.
Birincisi iletişimi nasıl tanımlıyoruz?
İkincisi o esnada beynimizde, bedenimizde nasıl bir reaksiyon oluyor?
 
Genelde düştüğümüz tuzaklardan ilki iletişimi konuşmak olarak tanımlıyor olmamız. Karşımızdakine ne kadar çok kelime iletebilirsek o kadar iyi iletişim kurduğumuzu düşünüyoruz. Oysa konuşmanın bir ikiz kardeşi var, onunla aynı haklara sahip, onun kadar önemli. Adı Dinlemek.
 
Karşınızda sözünüzü kesen ve her fırsatta konuşan birini düşünün.
Nasıl Hissediyorsunuz?
Peki şimdi de sözünüzü kesmeden beden diliyle ve mimikleriyle size geri bildirimde bulunarak dinleyen birini düşünün.
Şimdi nasıl hissediyorsunuz?
 
Bir arkadaşım bu konuda hissettiklerini şöyle tanımladı; ‘ilk kez kafasının arkasında bir şeyler olmadan beni dinleyen ve bana önemli olduğumu hissettiren birisi çıktı’
Peki kafamızın arkasında neler oluyor?
Duygusal olaylarla ilgili hafızanın oluşumunda ve depolanmasında önemli rol oynayan, duygusal anılarımızdan sorumlu ve beynin henüz yeni keşfedilen önemli bir bölgesi uyarılıyor.
Amigdalamız tetikleniyor.
Bu esnada, dikkatin sürdürülebilmesini, dürtülerin kontrol edilmesini ve empati yetisini yöneten Frontal Korteks devre dışı kalıyor.
Konuşmacının bir kelimesiyle tetiklenen Amigdala derin hafızadan kendi sosyal deneyimlerini çıkarma çabasına giriyor ve ikiz kardeşi Frontal Korteksin ‘dikkat et, empati yap ve kendini kontrol et’ uyarılarına kulak asmıyor.
 
‘Ya geçmiş acı bedenimizde yaşarız ya da gelecek kaygı bedenimize tutunuruz ve anın farkındalığını kaçırırız’ diyerek ‘Şimdinin Gücü’ne vurgu yapar EckhartTolle.
 
İşte Dinleme /Konuşma sürecinde düştüğümüz tuzak tam bu noktada başlar.
Eşit değerde ikiz kardeş arasında denge kaybolmuştur.
Dengeyi bulmanın yolu da ‘Şimdi’nin farkına varmaktır.
Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki; ‘şimdi’dekalmanın süresini uzatmak mümkün. Düzenli Meditasyon, Frontal Korteksi güçlendirerek dikkati arttırıyor, şuana çekiyor ve farkındalığımızı yükseltiyor.
 
‘Şimdi’dekalmak ise; bizi Dinleme/Konuşma dengesine getiriyor ve sağlıklı iletişimin kapılarını açıyor.
 
 
Bilnur FİDAN YILDIRIM