Yaşamımızda aradığımız şey nedir?

Yaşamımızda aradığımız şey nedir?
Fransız ip cambazı PhilippePetit, 1974 yılında, New York ’da, İkiz kulelerin arasına gerdiği çelik bir halatın üzerinde,güvenlik önlemi olmadan yürüyerek, yüzyılın en çılgın gösterisini yapan adam olarak tarihe geçiyor.
Onu, 411 m yükseklikte ki bu halatın üzerinde yürümeye iten şey neydi?
Cesaret mi?
Delilik mi?
Korkusuzluk mu?
Röportajlarında,’’Tam 6 yıl bu yürüyüş için gece-gündüz hazırlandım... Korkularımızın kaynağında bilgi eksikliği vardır… İlk adımımı attığımda dehşete kapıldım… Dengemi sağlayıp halata kendimi hissettirmeden yürümeye başladığımda yüzümde kocaman bir tebessüm belirdi…’’ diyor.
Philippe Petit, aslında bu sorunun cevabını, 2015 yılında çıkan ’’ Yaratıcılık-Kusursuz Suç ’’ kitabının satır aralarında veriyor.
1970’li yıllarda, Amerika’daki Yosamite Vadisindeki tırmanışçılar, dinlenme günlerinde ayak bileği ve bacak kaslarını güçlendirmek için iki ağacın arasına gerdikleri ipte egzersiz yaparlarmış.
2000’li yıllarda yaşamın içerisinde kendine yer açan‘slacklining’ in temelleri orada atılmış. Slackline, kelime anlamı olarak gevşek hat, slacklining ise bu gevşek hattın üzerinde yürüme eylemine verilen addır. Zaman içerisinde Tricklining (ipin üzerinde oturmak, yatmak, geri geri yürümek gibi aktiviteler yapmak), Yoga Slacklining (ipin üzerinde temel yoga pozlarını yapmak), Waterlining (suyun üzerinde gerilmiş ipte yürümek) ve Highline (kanyonların arasına gerilmiş ipin üzerinde yürümek) gibi birçok alt disiplinleri oluştu.
Son 20 yıldır ip üstündeki bu yürüme merakımız, nereden geliyor?
Neyi arıyoruz?
Yoga, anavatanı Hindistan’da yüzyıllardır huşu içinde olurken, yoganın son yüz yılda batıdaki bu çılgın yükselişinin ardındaki sebep nedir?Freedom Vinyasa, Power Yoga, Yin Yoga, Acro Yoga vs.vs.
Neyi bulmaya çalışıyoruz?
Koçluk, Mindfulness, Meditasyon, Transformal Nefes ve tüm o kişisel gelişim uygulamalarıylaaradığımız şey nedir?
Hepsinin temelindeki ortak nokta; Farkındalık, konsantrasyon, odaklanma ve merkezlenmektir.
İşte tüm bunlar bizi,aradığımız çok değerli bir şeye götürüyor. ’’Yaşamdaki Denge’’.
Denge, ‘karşıt, zıt ve birbiriyle ilişki içerisinde olan şeyler arasındaki eşitlik ve uyumdur’.
Doğadaki ve Evrendeki her şey kusursuz bir uyum içerisindedir. Gece-gündüz, soğuk-sıcak, dişil-eril, iyi-kötü, mutlu-mutsuz, yaz-kış gibi. İnsanda bu kusursuz dengeye sahiptir ve bu dengenin bir parçasıdır.
Evrendeki her şey bir dengedeyken, ne oldu da biz özümüzde var olan bu dengeyi aramaya çıktık?
İnsan beyninin iki temel görevi vardır.
·         Bizi her ne olursa olsun hayatta tutmak.
·         En az maliyetle en iyi hayatı yaşatmak.
Bunu yapabilmek içinde ‘Bilme’ ye ihtiyacı vardır.
Zamanı bilmek ister, değerli olup olmadığını bilmek ister, maliyetini yani ne için neyden vaz geçtiğini bilmek ister.
Bilmeli ki, tercihini yapıp, özündeki duygu ve zihin bütünlüğünü dengeleyebilsin.
İnsan beyni, günümüzün VUCA dünyasına (Volatility- Oynak, Uncertainty-Belirsiz,Complexty-Karmaşık, Ambiguity-Tanımlanamaz) baktığında, bilmek ile ilgili sorularının çoğuna yanıt bulamıyor ise, adapte olamamış ve dengeyi arıyor demektir.
Peki nasıl adapte olacağız ve dengeyi bulacağız?
Her insan biriciktir, tekdir. Doğal olarak her insanın özündeki dengenin değerleri farklıdır.Ayrıca İnsanı, düne kadar getiren dengenin değerleri, bugün gelişmiş ve değişmiş olabilir. Başka bir değişle; 25 yaşında tatmin edici olan bir şey 35 yaşına geldiğinde değerini kaybedebilir,35 yaşındaki mücadele tutkusu 45 yaşında iç huzuruna bırakabilir.
Yaşamınızı anlamlı kılan değerleriniz nelerdir?
Şuanda yaşadığınız hayat ve o hayata ulaşmak için gerçekleştirdiğiniz eylemleriniz, hangi değerlerinizle çelişiyor?
Bu özünüzde çıkacağınız bir yolculuktur.
Amerikalı yazar ve Mitolog Joseph Campbell’in dediği gibi ’’her insanın içinde bir kahraman vardır ve hayatınızo kahramanın sonsuz yolculuğudur.’’
İyi yolculuklar diliyorum.
 
Bilnur FİDAN YILDIRIM